Jul 22, 2010

SIERRA LEONE IZLENIMLERIM: FAKIRLIK, ISLAM VE KALE KILIT

Bir suredir Harvard Ilahiyat Fakultesi’ndeki yeni gorevim cercevesinde Sierra Leone’da dini ve geleneksel hukuk sistemlerinin kadin ve insan haklarina etkileri konusunda arastirma yapiyorum. Buradaki gunluk yasamim ve calismalarim esnasinda gorduklerimi, ogrendiklerimi ve genel gozlemlerimi sizlerle de paylasmak istedim.

Sierra Leone (Aslan Daglari) Bati Afrika’da 71.740 km2 buyuklugunde (bizim ulkemizin yaklasik 10’da biri kadar), 6 milyon nufuslu tropik iklim kusaginda yer alan bir ulke. Nufusunun % 60’ini Muslumanlar, % 30’unu Hristiyanlar, geri kalanini ise Afrika dinlerine mensup kisiler olusturuyor. Nufusunun tamamiyla siyah oldugu Sierra Leone 18. yuzyilda Bati’da azad edilmis kolelerin hur olarak yasayacaklari bir koloni olarak kurulmus (baskentin adi da zaten Freetown, yani Hursehir). Daha sonra Ingiliz kolonisi haline gelen ulke 1961’de bagimsizligini kazanmis. Ekonomik olarak elmas, altin, uranyum gibi yeralti zenginliklerine sahip ulke, kisi basina 216 dolar milli gelir seviyesiyle dunyanin en fakir bir kac ulkesi arasinda yer aliyor. Nufusunun % 60’i gunde 1 dolardan az kazanan Sierra Leone’da ortalama yasam suresi 42 yil. Her alti kadindan biri dogum sirasinda, her 4 bebekten biri ise bes yasina varmadan sitma, difteri ve ishal gibi hastaliklardan oluyor. Ulusal okuma-yazma orani % 31, bu oran kadinlar arasinda % 18. Tahmin edecegeniz gibi, Sierra Leone Insani Gelisme Endeks (HDI)’inde yaklasik 200 ulke arasinda Afganistan ile birlikte listenin en sonunda yer aliyor.

Istatistiklere yansiyan bu aci tablonun insani boyutunu her baktiginiz kosede gormeniz mumkun. Son bir aydir gordugum fakirligi, az gelismisligi, caresizligi ve umitsizligi bu yasima kadar baska bir hicbir yerde gormedim. Devlet baskente bile gunde 4-5 saatten fazla elektrik veremiyor. Sadece petrolle calisan jeneratorleri almaya gucu yeten bir kac kisi ile resmi kuruluslarin disinda butun ulke surekli karanlikta yasiyor. Oyle ki beni saga sola goturen 26 yasindaki sofor Yusuf daha hayatinda trafik lambasi gormemis. Sasirdigimi goren Yusuf, yuzunde hic eksilmeyen bir tebessum ile “Lamba olsa ne olacak? Sehirde elektrik yok” diyor. Insanlar su ihtiyaclarini da cogu zaman mahallelerdeki musluklardan ya da lagim sularinin akitildigi kirli derelerden karsiliyorlar. Yuzbinlerce insan teneke ve tahtalardan olusturulmus kucuk kulubelerde gayriinsani ve gayrisihhi kosullarda yasiyorlar. Ayni sey pek cok egitim kurulusu icin de gecerli. Yaklasik bir hafta kadar once, 20-25 tane 6-10 yaslarinda yariciplak cocugun hep birlikte yerde camurun ustune oturduklarini gordum. Oturduklari zeminin ustu palmiye yapraklari ve dal parcalari ile kapatilmis, diger dort tarafi acik halde oturmuslar hep birlikte bir adamin kucucuk bir tahta parcasinin ustune yazdigi seyleri yuksek sesle tekrar ediyorlardi. 30 dereceye varan sicakliga, bardaktan bosanircasina gece gunduz durmaksizin yagan yagmura aldirmaksizin azimle calisan bu yavrulari anne ve babalari okuyup ayda 60-70 dolar maasla devlet kapisinda bir is sahibi olmalari hayali ile “okula” gonderiyorlar. Evet, yanlis duymadiniz pek cok Sierra Leon’lu ayda yaklasik 100 dolar maas hayali ile yasiyor. Gecenlerde radyoda bir piyango reklami duydum. Reklam soyle diyordu: “Her ay tam tamina 500 bin Leon (ulusal para birimi, yaklasik 125 dolar) kazanma sansi. Bir daha omur boyu bir sonraki ay ne yiyecegim diye dusunmeyeceksiniz”. Pek cok insanin gunde 1 dolardan az kazandigi bir ulkede ayda 125 dolar “deli” para.

Sierra Leone’un cok zengin bir dogasi var. Her yer muz, mango, papaya, ananas ve hindistan cevizi agaclari ile dolu. Buraya gelirken pek cok yerde vahsi hayati gorecegimi umuyordum. Kendi kendime en azindan bir maymun gorurum diyordum. Hindistan’da pencereme tirmanip, kapima kadar gelmislerdi burada da gorurum herhalde diye hayal kuruyordum. Evet, maymun gordum ama maalesef canli degil. Et pazarinda gordum. Maymunlarin kafalari, elleri, bacaklari parcalanmis ayri ayri satiliyordu. Kerim adli Sierra Leone’lu bir arkadas, orta boylu bir maymunun yaklasik 3-4 dolara alinabilecegini, ve 8-10 kisiyi doyuracagini soyledi. Maymun etinin nasil oldugunu sordugumda, gulerek “oldukca lezzetli, ben en cok kemiklerini siyirmayi seviyorum” dedi. Babun ve sempanzeleri karakter olarak insana benzedikleri icin yemediklerini soyleyen Kerim ardindan ekledi: “maymun eti kedi etinden cok daha iyi”. Fakirlikten ve ozellikle de 1991-2002 yillarinda ulkeyi kasip kavuran ic savasin tarim sektorunu vurmasiyla (pek cok ciftci – yaklasik 2 milyon insan—savas sirasinda kirsal kesimden baskent Freetown’a kacip tekrar geri donmedigi icin pek cok tarima musait arazi islenemiyor) insanlar kediden file kadar her bulduklari seyi yemek zorunda kalmislar Bu da tabiatiyla dogal yasami oldukca olumsuz etkilemis.

11 yil suren ic savasin etkilerini hala gormek mumkun. Savas yillarinda coken altyapi hala onarilamamis. Savas sirasinda militanlarca elleri, kollari, bacaklari kesilen insanlari da hala sokaklarda dilenirken gormek mumkun. Sozde ozgurluk savascilari oylesine kendilerine has yontemlerle insanlari dogramislar ki bugun herkes bir ampute gordugunde bu su grubun isi diyebiliyor. Savas sirasinda resmi rakamlara gore 60-70 bin kisi yasamini yitirmis. 2 milyona yakin kisi evlerini yurtlarini terk ederek multeci durumuna dusmusler.Binlerce cocuk savas sirasinda hem hukumet hem de isyanci gucler tarafindan zorla silah altina alinmis ve uyusturucu bagimlisi yapilarak insanin kanini donduracak siddet eylemlerine zorlanmislar. Binlerce erkek cocugu kendi annelerine, babalar kendi oz kizlarina tecavuze zorlanmis, insanlarin burunlari kulaklari canli canli kesilmis ve silah zoruyla kendilerine yedirilmis. Birlesmis Milletler’in Sierra Leone ic savasi sirasinda islenen insanliga karsi suclari yargilamak icin kurdugu mahkemede konusan taniklarin anlatiklarina gore kimi cocuk ve kadinlar oylesine vahsise tecavuze ugramislar ki cinsel organlarindan sokulan sopalar agizlarindan cikmis. Bu igrenc detaylari paylastigim icin cok zor dilerim ama bu toplumun yasadiklarini baska turlu ifade etmek mumkun degil. Konuyla daha yakindan ilgilenenlere Ishmael Beah’in A Long Way Gone: Memoirs of a Boy Soldier’ini siddetle oneririm.

Burada calismalarim esnasinda yaklasik elli kadar insan ile yuz yuze gorusme ve mulakat yapma firsatim oldu. Gorustugum insanlar arasinda Anayasa Mahkemesi yargiclarindan kabile seflerine, seyh ve imamlardan insan ve kadin haklari dernekleri temsilcilerine kadar pek cok kisi ve grup var. Bu gorusmeler sirasinda Anayasa Mahkemesi’ne yaptigim ziyaret ile kimi Islami dernek ve gruplara yaptigim ziyaretler ozellikle cok ilgincti. Isimden dolayi bugune kadar pek cok ulkede mahkemeleri ziyaret ettim. Ama Sierra Leone’da en yuksek mahkemenin bile icinde bulundugu duruma inanamadim. Mahkeme salonlari, hakimlerin odalari o kadar zavalli durumdaydi ki mahkeme salonuna mahkeme demek icin sahit gerekirdi. Bu kadar acizane durumda olan hukuk sistemi zaten tamamen iflas etmis ve vatandas da sisteme guveni kalmadigi icin anlasmazliklarini devlet mahkemelerine goturmeyi birakmis, artik tamamen orfi hukuk sistemi ve kabile seflerinin mahkemelerine gitmeye baslamis. Halkin yaklasik % 90’ini asla devlet mahkemelerini ve hukuk sistemini kullanmiyor.

Sierra Leone’da Seriat hukuku sadece kisi ya da aile hukuku alaninda uygulaniyor. Muslumanlar evlenme, bosanma, nafaka, miras gibi konularda Islam hukukuna basvuruyorlar. Gerci burada Seriat dedikleri hukuk Afrika kabile hukuku ve degerleri ile cok icli disli oldugu icin pek cok Islam ulkesinde sahihligi tartisma konusu edilecek bir hukuk sistemi. Gorusmelerim sirasinda Musluman kadin federasyonlarindan 10-15 kisi ile de gorusme firsatim oldu. Bu gorusmelerimde hemen hemen tum kadinlar Seriat’in tamamiyle kabul edilip hem medeni hem de ceza hukuku alaninda uygulanmasini istediklerini soylediler. Her ulkede kadin dernekleriyle gorusuyorum. Bugune kadar Sierra Leone’da ki kadar Seriat yanlisi bir kadin grubu ile gorusmemistim. Daha once pek cok Islamci kadin ile istisare ettim, ama bunlar genelde, Islam’a feminist perspektiften bakan cok eslilik kurumunu ya da kocanin “bos ol, bos ol, bos ol” (talak) diyerek tek tarafli olarak esini bosamasini elestiren, evrensel kadin haklarini Islam icinde yorumlamaya calisan gruplardi. Sierra Leone’lu kadinlar Islami dava ve turbanin yayilmasi icin kampanyalar duzenlediklerini soylediler. Konustugum pek cok kadinin kocasinin 2,3 veya 4 esi vardi. Grubun lideri olan bayan “Benim kocamin 4 esi var. Biz cok iyi anlasiyoruz” dedi. Hatta kocalarinin baska es almasina karsi cikan kadinlara egitim vererek onlari nasil “dogru” yola getirdiklerini anlattilar. Pek cok kadin iyi derece de Arapca konusuyordu. Islami egitimlerini Suudi Arabistan ve Sudan’da alanlar cogunlukta idi. Hatta toplanti odalarindan birinde Suudi kralinin kocaman bir posteri bile vardi.

Konusmamiz sirasinda Sierra Leone’lu kadinlara Nijerya’da kadinlarin Islam ceza hukuku altinda ozellikle, tecavuz ve zina davalarinda nasil haksizliga ugradiklarini bilip bilmediklerini sordum. Kadinlar bildiklerini ama ayni seyin Sierra Leone’da asla olmayacagini soylediler. Baskan yardimci olan kadin, Islami rejim kuruldugunda “seyhler bizim liderimizi (yaninda oturan baskan bayani gostererek) yonetime davet edecekler, O bu tur haksizliklara izin vermeyecek” dedi. Hic Seriat’in ilan edildigi ve erkeklerin kadinlara “gelin bu isi size birakiyoruz, Seriat’i siz yorumlayin ve siz uygulayin” dedikleri bir ulke olup olmadigini sordum. Tahmin edeceginiz gibi tatminkar bir yanit alamadim.

Peki hic guzel, olumlu bir sey gormedin mi diye sorarsaniz, evet tabii ki gordum. Bizim burada bir diplomatik temsilciligimiz yok. Turk bayraginin rengini seklini bilen yok. Ama herkes Galatasaray’i taniyor (Fenerbahce’nin adini duymus kimse ile daha karsilasmadim). Herkes 2002 Dunya Kupasi’ndan Hasan Sas’i hatirliyor. Bir de buraya 19. yuzyilda gelmis Lubnanlilarin marketlerinde hep Tamek meyve suyu satiliyor. Kaldigim otelde bir Beko buzdolabi bile gordum. Ama esas basariyi Kale kilit firmasi elde etmis gibi. Daha bir tane uzerinde Kale kilit olmayan kapi gormedim. Burada memleketi ozledikce uzerinde “KALE” yazan otel odasi anahtarina bakip, “simdi Izmir’de olmak vardi anasini satayim” deyip, Tamek seftali suyumu yudumluyorum.

Freetown’dan sevgi ve saygilarimla...

Jun 1, 2010

TURK-ISRAIL SAVASI BASLADI MI?

Turk-Israil iliskileri Mavi Marmara’ya yapilan hain saldiridan sonra tamamen cokmustur. Israil tarihinde ilk kez Turkiye ve Turk vatandaslarini dogrudan hedef almis, hasmane bir tutum sergilemistir. Israil Silahli Kuvvetleri uluslararasi sularda insani yardim tasiyan bir Turk gemisine saldirip 10 Turk vatandasini oldurmustur. Iki ulke artik adi konulmamis bir savasin icindedir. Israil uluslararasi orgutler nezdinde en sert sekilde protesto edilmeli, Tel Aviv’deki Judeo-fasist rejimle tum diplomatik, askeri ve ticari iliskiler kesilmelidir. Tel Aviv’deki Turk Buyukelciligi kapatilmali, iliskiler maslahatguzarlik seviyesine indirilmeli ve asiri sagci fasist Israil hukumeti gorevde kaldigi surece iliskiler bu seviyede kalmalidir. Ankara’daki Israil buyukelcisi persona non grata (istenmeyen adam) ilan edilip ulkesine geri gonderilmelidir. Tum bunlar yapilirken Turk Musevi cemiyeti liderlerine, ibadethanelerine yonelik teror saldirisi ihtimaline karsi tedbirler alinmalidir. Mumkunse basbakan Turk hahambasiligini ziyaret edip karsilikli destek ve guven mesajlari vermelidir. Ayrica ulkemizde misafirimiz olan Israil vatandaslarinin can ve mal guvenligi temin edilip ulkemizden diledikleri zaman guvenle ayrilmalari saglanmalidir.

Turkiye’de sokaklarda numayis vardir. Onbinler intikam sloganlari atip orduyu goreve cagirmaktadir. Bu noktada tum yetkililerin, fikir adamlarinin ve gazetecilerin sorumluluk ile hareket etmesi halki akli selime davet etmesi gerekmektedir.

Tel Aviv’deki Judeo-fasist rejiminin hukuk ve insanlik disi saldirisi ve ulkemize yonelik hasmane tutumu herkesin malumudur. Fakat burada daha detayli bir analiz yapmak gerekmektedir:

1) Israil bu saldiri ile dogrudan Erdogan ve onun “ilimli Islamci” hukumetini hedef almistir. Erdogan son donemlerde Iran ve Suriye ile yakinlasmis, kendisini Ortadogu’da Israil karsiti eksenin lideri olarak lanse etmistir. Israil de bilincli olarak Turk gemi ve vatandaslarini hedef alarak Erdogan’a Arap ve Islam dunyasinin gozu onunde meydan okumustur. Israil kisaca “1967’de Nasir’in havasini aldik, 2010’da da Erdogan’in” demistir. Erdogan’in askeri bir tepki veremeyecegini bilen Israilliler Arap ve Muslumanlara “alin iste cok guvendiginiz Erdogan da acimasiz askeri gucumuz karsisinda eli kolu bagli caresiz kaliyor” mesaji vermistir.

2) Mevcut krizden en fazla nema yapacak olan yine Erdogan ve Islamci hukumetidir. Turk hukumetinin veya istihbarat ajanslarinin Israil’in boyle bir tepki verebileceginden haberdar olmamasi imkansizdir. Saldiridan bir gece once tum Turk haber siteleri Akdenizde’ki tehlikeli durumdan ve Israil’in olasi mudahalesinden bahsediyordu. Turk yetkililer Mavi Marmara’yi boyle bir tehlikeye karsi uyarmis midir? Yoksa boyle olacagini bile bile Mavi Marmara’nin yoluna devam etmesine izin mi verilmistir?

Filistin meselesi siyasal Islam’in ekmek ve suyudur. Dunyanin her yerinde siyasal Islamcilar Yahudi dusmanligini ve Filistin meselesini kullanarak siyasal rant elde etmekte, kitleleri mobilize edip, toplumsal Islamizasyon ve militarizasyon emellerine ulasmaktadirlar. Bu Turk Islami hareketi icin de gecerlidir. Erdogan sozde “insanlik” adina surekli Gazze’deki drami dile getirip Israil’i soykirimla suclarken Darfur’da isledigi insanliga karsi suclardan dolayi Uluslararasi Ceza Mahkemesi tarafindan aranan Sudan Cumhurbaskani ile neredeyse “kanka” olmustur. Dolayisiyla Turk hukumeti ve Islamcilari tutarli ve samimi degildirler. Gercek amaclari “insaniyet” kisveti altinda Gazze meselesini somurmek ve toplumsal diskuru Islamilestirmektir. Keza 31 Mayis 2010 gunu Taksim’e toplanan kitlelere, tasidiklari pankartlara, atilan sloganlara bakarsaniz siyasal Islam faktoru cok acik bir sekilde gorulmektedir. Bu tehlikeli oyunu zamaninda Nasir, Sedat, Esat, Ziya Ulhak,Erbakan, Saddam ve niceleri oynadilar. Simdi de Erdogan liderliginde Turk Islamcilari oynamaktadirlar.

3) Bu tehlikeli oyunun sonucu olarak Turkiye kendi iradesi disinda istemedigi bir savasin icine cekilmektedir. Dunku olaylarda basrolu oynayan Insani Yardim Vakfi isimli bir sivil toplum kurulusu. IYV’nin iktidardaki AKP ve diger Islami orgutler ile yakin iliskiler icinde oldugu biliniyor. IYV kimilerince radikal Islamci bir orgut olarak da tanimlaniyor. Bu orgut kendi insiyatifi ile koskoca Turkiye Cumhuriyeti’ni savasin esigine getirmistir. Bu orgut nedir, kimin nesidir, destekcileri kimlerdir? Kimlerden para almakta, kimlere yardim etmektedir? Mavi Marmara’ya orgut uyeleri insani yardim malzemeleri disinda silah ve muhimat yuklemis midir? Bu hususlarin derhal Turk yetkililerce arastirilip kamuoyuyla paylasilmasi gerekmektedir. Kim olursa olsun kimsenin Turkiye’yi kendi kisisel eylemleriyle bir oldu bittiye (fait accompli) getirip savasin icine itmeye hakki yoktur. Unutmayiniz ki 1996’da Kardak’ta bizi Yunanistan’la savasin esigine getirenler papazlar, keciler ve sorumsuz gazetecilerdi. Devlet disi aktorlerin devletleri angaje edici hareketlerden kacinmalari gerekmektedir.

4) Son olarak, Turkiye gereginden fazla olarak Arap-Israil catismasina mudahil olmaktadir. Bu savas bizim savasimiz degildir. Bizim gorevimiz taraflari baris gorusmelerine baslamak konusunda tesvik etmek ve siddetten uzak durmalarini tavsiye etmekten baska bir gorev degildir. Yuz yillik catismanin tarihini, detaylarini bilmeyen, Islamci propogandanin etkisi ile olaya salt dini duygular ve yahudi dusmanligi perspektifinden bakan kamuoyu olaya yanlis yaklasmaktadir. Islam ve Arap dunyasi oyle sanildigi gibi Hamas’in arkasinda tek vucut olmus degildir. Turkiye bu siyaset ve eylemleri ile sadece Hamas, Iran ve Arap sokaginin destegini kazanmaktadir. Misir, Suudi Arabistan, El-Fetih merkezli Filistin Yonetimi Turkiye’nin Filistin meselesine bu kadar mudahil olmasindan hosnut degildirler. Unutulmamalidir ki Gazze’de delinmeye calisilan abluka tek tarafli bir abluka degildir. Misir da Gazze’ye abluka uygulamaktadir. Yani ortada islenen bir insanlik sucu varsa Misir da buna ortaktir. Ozetle Arap Arab’a zulm ederken bizim kraldan daha kralci olmamiz dogru degildir. Ha bunu salt insanlik namina yapiyoruz diyorsaniz, o zaman Darfur’u unutmayin, yok kardeslerimize yardim icin yapiyoruz diyorsaniz o zaman Cin zulmu altinda ezilen Sincan’i unutmayin, yok adalet ve esitlik icin yapiyoruz diyorsaniz o zaman kendi vataninizda mezhebi ve dili farkli oldugu icin ezilen milyonlari unutmayiniz.